History of the Turkish 57 rd Regiment-1915

57 nci Türk Alayının tarihi hikayesi - 1915

 

İlk motorlu uçağın uçuşundan yedi yıl gibi kısa bir süre geçtikten sonra, 1910 yılında uçaklardan askeri amaçlarla yararlanma düşüncesi ortaya çıkmış ve takip eden yıllarda uçak, yeryüzünde etkin bir taarruz silahı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Dünyadaki bu gelişmeyi yakından izleyen ve önemini değerlendiren zamanın harbiye nazırı mahmut Şevket paşa’nın direktifiyle, 1911 yılında, Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde askeri havacılıkla ilgili bir şube oluşturulmuş ve Türk askeri havacılığı’nın temeli olan teşkilat kurulmuştur. Bu yeni silahın edinilmesine büyük önem veren mahmut Şevket paşa maaşının bir kısmını bağışlayarak uçak alımı için kampanya başlatmış ve bu kampanyaya başta padişah sultan Reşat olmak üzere donanma cemiyeti, subaylar ve bazı zenginler iştirak etmiştir. İki uçaklık para, kısa zamanda toplanmış ve Fransa’dan biri 25 beygirlik, biri de 50 beygirlik iki uçak satın almıştır.

Müteakiben, Yeşilköy  Safra düzlüğünde kara tayyare mektebi, Yeşilköy feneri yakınlarında da deniz tayyare mektebi kurulmuş ve havacı personel yetiştirilmek üzere ordu ve donanmadan istekli subaylar seçilmiştir.Çanakkale muharebeleri başladığı zaman dünya ve Türk askeri havacılığı mütevazı ve geliştirilmeye muhtaç bir durumda idi.Çanakkale muharebeleri havacılık yönünden, yeni silahın gerçek değerinin anlaşıldığı ve bugünkü modern hava kuvvetlerinin temelini atan kahramanları kavramaya çalışırken, icra edilen hava harekatının sadece o günkü müşterek harekata katkısı değil aynı zamanda bugünkü havacılığımıza olan katkısı da düşünülmekte ve hava kuvvetlerinin temelinin atılarak, hava stratejisi ve taktiklerinin oluşturulmaya başlandığı bir harekat noktası olarak değerlendirilmektedir.

Havacılık açısından işte böyle bir ortam içinde, 2 ağustos 1914 günü seferberlik ilan edilmiş ve buna paralel olarak yeşilköy’de bulunan deniz uçaklarından 2’si İzmir, birisi de Çanakkale müstahkem mevzi komutanlığı emrine verilmiştir.25 ağustos 1914 tarihinde Çanakkale nara meydanı’na konuşlandırılan nievport tipi deniz uçağı ile, Deniz Yzb. Sami, Ütğm. Fazıl ve Ütğm. Cemal’in yaptığı keşif uçuşları sayesinde, bölgedeki İngiliz ve Fransız gemilerinin faaliyetleri izlenmeye başlanmıştır.18 mart 1915 tarihine kadar olan dönemde yapılan başarılı hava keşif görevleri hem düşmanın elindeki gemi tip ve miktarını tespit, hem de taarruz hazırlıklarını devamlı takip imkanı sağlamıştır.18 mart 1915 günü, havacılarımız erken saatlerde yaptıkları keşif raporunu vermişlerdir.

“ Bozcaada önünde, 40 düşman gemisi sayıldı. bunlardan; 19’u ağır, 3’ü hafif olmak üzere 22’si kruvazör, diğerleri; şilep, destek gemisi ve uçak gemisidir. sayıları tam olarak saptanamayan denizaltılar görülmüştür. 6 adet zırhlı İngiliz gemisi, muharebe düzeninde boğaza doğru ilerlemekte ve fransız gemileri de demir almaktadır. ”

bir süre sonra, boğaza giren ve kıyı bataryalarını şiddetle bombardıman eden düşman donanma topçusuna, ark royal uçak gemisinden havalanan İngiliz uçakları da ateş tanziminde geniş çapta yardım etmiştir.18 mart günü öğleden sonra, havacılarımıza; limni adası civarındaki düşman kuvvetlerinin durumunu keşfetmeleri emredilmiştir.bir saat içinde görev bölgesine ulaşan pilotlar mondros koyu’nda 13 harp, 4 nakliye, 29 kömür gemisi olmak üzere toplam 46 geminin bulunduğunu, ayrıca fransızların gaulois gemisinin sahil topçumuzun ateşi ile Çanakkale ağzında yara aldığını rapor etmiştir.Çanakkale muharebeleri süresince, karşılıklı keşif harekatı devam ederken; Türk havacıları, o tarihler için başarılı sayılabilecek diğer hava görevlerini de icra etmişledir. bu görevlerden biri 18 nisan 1915’de yapılmıştır.O gün Çanakkale boğazı bölgesinde gittikçe kuvvetlenen ve hava üstünlüğü kurmasından endişe edilen düşman hava gücünü tesirsiz hale getirmek maksadıyla, Bozcaada’da 18 düşman uçağının konuşlandığı meydana hava taarruzu planlamıştır. ancak bu meydandaki uçaklar, keşif görevi için daha önceden kalktığından, havada karşılaşılmış, kısa bir hava muharebesinden sonra zayiatsız olarak meydana dönülmüştür. bu görev amacına ulaşmadıysa da, asli taktik hava görevlerinden olan “mukabil hava harekatı” nın ilk ve tipik bir uygulaması olması açısından önem taşımaktadır.

Türk uçaklarının meydan taarruzu planlamasından esinlenen İngilizler aynı gün üçer uçaklık iki kol ile meydanımıza taarruz etmişler, ancak uçaklarımız daha önceden meydan içinde dağıtılarak gizlenmiş olduğundan, atılan bombalar hasar meydana getirememiştir. bu da, ufki dağılma ve gizleme yapılarak, beka tedbirlerinin alınışına güzel bir örnek teşkil etmiştir.14-19 mayıs 1915 günleri, güney cephemizdeki karşı taarruzumuzu desteklemek amacıyla; düşman çıkarma gemileri ve ordugahı bombalanmış mayıs ayı başından itibaren sabit balon ile boğaz gözetlemesi ve topçu atış tanzimi ve birliklerimizi taciz eden manika balon gemisine taarruzlar yapılmış, her hava hücumunda gemi, balonunu toplayıp yer değiştirmek zorunda bırakılmıştır. böylece bugün “yakın hava desteği” olarak bilinen görev tipinin basit bir uygulaması yapılmıştır.25 haziran’da; Arıburnu bölgesindeki düşman karargahı üzerine propaganda amacıyla 300 adet ingilizce yazılı bildiri atılmıştır. bu görev, hava gücünün psikolojik harpte kullanılmasına ilişkin güzel bir örnektir.

30 kasım 1915’te ise, Üsteğmen Ali Rıza, teğmen Orhan’la beraber, Çanakkale girişinde karaya oturmuş bulunan bir düşman kruvazörüne taarruz etmek için görevlendirilmiştir. tam bu esnada bir düşman uçağının yaklaştığı görülmüş ve yapılan hava muharebesinde Üsteğmen Ali Rıza Fransız uçağını makinalı tüfek ateşiyle düşürmeyi başararak
Türk havacılık tarihine ilk düşman uçağını düşüren pilot olarak geçmiştir.

Sonuç olarak;
Çanakkale muharebeleri’nde, kahraman kara ve deniz kuvvetlerimiz gibi havacılarımız da, üstün silah ve teknik olanaklara sahip düşmanları karşısında, kendilerine düşen görevleri cesaret ve üstün görev bilinici içinde başarıyla icra etmişler ve resmi İngiliz harp tarihi kitaplarında:

“harikulade müdafaasında yılmadan mücadele eden ve sonunda başaran düşmanımıza hayran kaldık” dedirtmişlerdir.

Çanakkale muharebeleri’nin ileri görüşlü askeri önderleri yeni silahın gereksinimi olan strateji ve taktiklerin oluşturulmasına öncülük etmiştir. bu kapsamda ulu önder atatürk şöyle buyurmuştur:

“ Göklerde bizi bekleyen yerimizi almak zorundayiz. yoksa o yeri başkaları istila eder ve işte o zaman bu ülke ve millet elden gider. halbuki biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklale örnek olmuş bir milletiz.

Tayyareciler! Şunu unutmayin ki yarının en büyük tehlikeleri semalardan gelecektİr. bu sebeple sizler daİma hazir bulunmaya ve o şekilde yetişmeye gayret edeceksiniz.”

Copyright© 57 nci Piyade Alayı - 2006

       

TURKISH AIR OPERATIONS 

DARDANELLES WAR

Plans and Establishments of the Parties  ( tayyareci.com )

On Nowember 1914, roughly four weeks after Turkey’s entry into the First World War on the side of the Central Powers, First Lord of the Admiralty, winston Churchill, proposed a bold plan. He argued to the war council that “The ideal method of defending Egypt and the Suez Canal from an invading Turkish army” was by an attack on the Gallipoli Peninsula” which, if successful, would enable the British and French allies to dictate terms of Constantinople. By the 15th of January, 1915, the war council agreed on a naval expedition with Constantinople as its objective. (7)

Winston S.Churchill commented on the benefits of an operations to be conducted against the Çanakkale strait as follows: “Should this operations provided the transition from the strait, strategic, diplomatic and even economic benefits to be gained would be: Constatinople would be under the control of the allied; contact between the Asian Turkey and European front would be broke off and thus while the burden of the Russian forces at the Caucasian front was relieving, the Ottoman State would be forced to make peace. The Russian ammunition would be used to support both British and French armies, Russian foreign trade would be protected and the value of the Russian rouble would be protected against foreign currency and consequently a positive impact would be realized on the Balkan States.

Lord Balfour, Ministry of Foreign Affairs, said that “It is quite difficult to think of such an hopeful operations.” Military aid to Russia, that Churchill had mentioned before, was the leading reason for the 18 March campaign. Because the amount of the Russian weapons began  to decrease from the beginning of the campaign. However, the land and water roads required for Britain and France to give aid to Russia were closed. Considering strategic, military, political and economic advantages, the opeing of the straits was an inevitable alternative for the allied, especially for Russia’s military situation.(8)

From sirca September 1914, prior to Turkey’s entrance into war, the Dardanelles Fortress Command was reinforced by German naval artillerists. Within the German armed forces the Navy was responsible for coastal defense. Like naval aviation and personnel of other branches, the artillerists were assigned to the Special Command of the Imperial Navy in Turkey (Özel Donanmay-ı Hümayun Komutanlığı). This command was headed by vize Admiral Guido von Usedom, the senior German naval officer in the Ottoman empire. The German naval officers in the fortress commands held Turkish army ranks one grade higher than their naval grade.

Initially, the German naval artillerists functioned as instructors to the Turkish gunners, and aided the Turkish Navy in reinforcing and developing the mine defenses. But during the March 1915 combat with the Allied fleet, the German naval artillerists manned the guns, and commanded at least one fort, Fort Dardanos. German naval technical and material aid also upgraded fire control instrumentation, searchlights, defensive minefields and signal communications of the coastal forts, and presumably general command and communications procedures.(9)

 The forts at the Dardanelles were collectively under the command of a Turkish Officer, Miralai Cevad Bey; this was the Fortress Command, and had a mixed staff of Turkish and German officers. Command Headquarters was at Çanakkale. All Turco-German aircraft in the area came under the control of this command until July 1915, when the army aviation unit, Fliegerabteilung 1, was transferred from Çanakkale across the strait to the 5th Army.

With the impending likelihood of an Allied landing on the Gallipoli peninsula, which would outflank the forts along the strait, the Turkish high command had created the 5th Army on 25 March 1915. The head of the German Military Mission in Turkey, then commander of the 1st Army, General der Kavallerie Otto Limon von Sanders, was given command of the new army. He sat up his headquarters, initially in the town of Gallipoli quickly. No aircraft were assigned to his command until July, despite his complaints.

As for the air support, Türkish Forces have faced with an important but critical situation. Against the combined air force of the Allies comprising 40 airoraft, the Turks were relying on Bleriot, Rumpler B.1 and three more Albatros B.1 aircraft based at Yeşilköy Airfield, whose guality was still undetermined. Although vast requirement existed for these aircraft, the transportation of them to the Anatolian territories of Turkey would take weeks for the reason that the only means for navigation on a roadless - trackless field was by using camels or two- wheeled ox - carts. Due to this fact, as of the end of  June, the 1 st Air Force Squadron had only 3 aircraft to operate.

During the Dardanelles War, transpotation problem affected the Ottoman Air Forces. The squadron was forced to operate without bombs and spare parts. Problems encountered in the provision of aircraft and spare parts will limit the effectiveness of the Ottoman Air Forces while the war continues. (10)